16 Eylül 2007 Pazar

Kaş

Dikkat uzun yazı!


2006 yaz tatili bitmiş, okullar daha yeni açılıcak, biz muhabbet ediyoruz."Abi seneye interrail yapıyoz ha, bak parayı biriktirin, kesin yapıyoruz !" akabinde gelen cevap "Yaparız abi tamam. Zaten bizimkilerde izin veriyor artık gideriz.". Sonra google earthlü günler başlıyor rotayı çiziyoruz.Gerçi Utku çiziyo benim rotayı zevkler aynı olduğu için direkt katılıyorum.Yani en azından şu belli nereye gideceksek gidelim; son durak belli İspanya! Tabi ki sebebi belli çok düzenli sokak ve caddeleri o sokakları görmek içn ölüyorum... Yersen yani keriz.. Aylar birer birer geçiyor tabi o aylar geçiyor interrail muhabbetleri geçmiyor.Hatta artıyor her ortamda konuşuluyor.Sadece konuşuluyor yani icraat yok .Nisan geliyor, Mayıs geliyor.. "abi bu sene bok gibi para harcadım ya üniversite abi birikmiyor para.. en iyisi kamp yapalım biz" dedik en sonunda.Tatil yaptık mı kaliteli yerde yaparız- dandirik yerlerde tatil yapıcak kadar zengin değiliz biz- en iyi kamp yerlerini araştırdık.Kaş Campingi gözümüze kestirdik.Biraz araştırma, deliller üzerinde çalışma , ipucuları toplama falan derken , kaşa gitmiş kadar olduk. Fiyatı daha uygun olan bi camping (olympos camping) bulduk.Haydi yola çıkıyoruz...

Bir önceki yazımda yolculuk kısmını biraz anlatmış oldum aslında.Onun için direkt kaşta yaptıklarımıza geçmek istiyorum. İstediğimi elde ederim ve hemen geçiyorum. Kamp yapıcağımız yerin kapısına yardımsever anadolu genci olan kaptanımız bıraktı bizi.Kapıda karşılandık küçük bir çocuk tarafından , yardım edeyim abi diye daldı koluma. lan burda mı kalcaz diye düşünme zamanı bile vermedi bize. Herkesin suratında şekil kaymaları sezdim ama hiçbirimiz çaktırmıyoruz. Etrafımız 40 yaş üstü teyzeler amcalarla dolu.. İçimizdeki tek umut arkalarda belki ortam vardır. Ama hemen inceliyoruz orda da tık yok. Neyse geldik artık yapcak bişe yok kurulalım dedik.Fırsatlar dünyası Carrefour'dan aldığımız 4 kişilik yazan ama içinde 1 Şafak'ın zor sığacağı çadırı kampın en güzel yerine kuruyoruz. Kampa yeni gelen biri bizi reis sanıcak, o derece dehşet bir yere kuruluyoruz ama bizim reisliğimiz 5 dakka anca sürer. Teyzenin biri kampın dizginlerini eline çoktan almış. "napıyosunuz siz orda "diye hemen aramıza dalmayı başardı. Biz şaşkınız çadır kuruyoz falan dedik hatta utanmasam yardım istiyecektim kadından ama sert davrandı. İzin aldınız mı bakiyim dedi. Biz daha ağzımızı açmadan seri bi şekilde saydırmaya başladı." akşama benim çocuklar gelcek.. orayı ben onlara hazırladım..siz kimden izin aldınız.. çocuklar gelcek.. bize yakın olsunlar.. çocuklar gelcek.. size kim izin verdi.. bak çocuklar gelcek ama.. ben ayırmıştım burayı.. çocuklar gelicek" sus be kadın !! Sanki kendi evine, Almanyada oturan kızın geliyor da; kiracılarını çıkarıyorsun. Büyüklere saygılı insanlarız, boynumuzu eğdik, kampın böcek olma kapasitesi en yüksek bölümüne kurduk çadırı.E hadi bi merkeze gidelim turluyalım dedik.Yolda herkes suskun ama belli içimizden sövüyoruz bu kampı bulan adama(bana). Bu kampı beğenmediğimizi anladık ve asıl kaş campingle bi görüşelim dedik. Yürüyerek gittik ve kapıdaki "fish knows everything" tabelasını görünce geldiğimizi anladık. Kapıda campın sahibi karşıladı bizi, 4 sap gitmişiz, adam pek ilgi göstermeden konuşuyor tabi.Campı bi dolaşalım dedik, aşağılara doğru indik, bi anda boyut değiştirdik hissine kapıldım.Hamburg sahillerine mi(Hamburg'un denize kıyısı var mı bilmiyorum ) geldik lan dedim.Etraf alman hatun kaynıyor yani.. nerdee bizim olympos camping nerde burası! beğendik tabi, karar verdik yarın geçicez.Campingin sahibi ile konuşmaya gittik.Uygun yer var mı ,4 kişiyiz kalabilir miyiz dedik. "yer yok" diye sert konuştu. abi, şurda bi yerde gördük biz, oraya kurulsak, sorun olur mu dedik.. "olur" dedi.. açık ve net konuştu, kampımda sap istemiyorum der gibi baktı.Hemen anladık üzerine gitmedik "Al lan tüm almanlar senin olsun" diyen gözlerle(nası yaptık bilmiyorum) kamptan uzaklaştık. Sonra bi ses belirdi pa.. pans... pansiyon! pahalıdır oğlum dedim tüm parayı oraya mı yatıralım günlük 30 desek çarp 9la falan ... yok abi boşver.. neyse beni dinlemediler.akıllı çocuklar zaten severim onları. yine ipucularını takip edip araştırma yaptık 15 ytl ye pansiyon bulduk. welcome home! meltem pansion.. Artık kafamızı sokacağımız, bu soğuk günlerde anne şefkatiyle bizi ısıtabilcek bi yuva bulduk demek isterdim ama yanlış olurdu. Hava çok sıcaktı, üvey anne tavırlarıyla bizi serinletebilicek bir pansiyon bulmuştuk.

Ve dolaşma vakti gelmişti, Kaş'ı en ufak ayrıntısına kadar tanımalıydık. Tanıdık da... Ama bunların hepsini size anlatmıyacağım , okumazsınız zaten upuzun yazı oldu.3-4 başlık altında bir kaç olayı anlatıyım en iyisi..

Küçükçakıl Plajı ve Ejder Abi

Birçok ismiyle alakasız plaj gibi (altınkum plajı kumsal bile değildir, konyaaltı Konya'nın altında bile değildir) burda da ismi küçükçakıl olmasına rağmen en ufak bi çakıla rastlamadık.En ufak çakıl AB standartlarındaki patates kadardı. Kayalardan denize atlıyorduk. Tam showa yönelik bir yer yani,havada üç burgulu salto atlayıp 5.4 artistik puanı jüriden kapıyorduk. Ama bizi gölgede bırakan bir insan vardı. Hani plajların gözde hatunları olur ya bu plajda o kural işlemiyordu. Erkeği olsun kadını olsun bir kişiye bakıyordu... Buraların büyüğü o bir başka Ejder abi Ejder abi çok yaşa! Şimdi ona böle tezaruhat yaptığımı görse.... yok lan inşallah görmez.. Kendisi tahminlerimize göre gurbetçidir, muhtemelen her tatilini de kaşta yapmaktadır. Manowar'da gitar çalsa hiç uyum sorunu yaşamaz, görüntü itibari ile yani.. Upuzun simsiyah saçlar, pazubant niyetini gören bi dövme, Roberto Carlos baldırı kadar kol kası... Plajın en heyecan dolu anları, Ejder abimizin denize girmeye niyetlendiği dakikalardı. O anlarda çok agresif oluyor.. Ama napalım onun tarzı bu.. Bi seferinde arkadaşları ile denize giricek.. Önünde de yeğeni duruyor. atlıyamıyor tabi..sinirleniyor.. arkadaşına " çek lan veledi"(ama babacan bi tavırla yanlış anlaşılmasın) diyip, özel bacak yaylandırma hareketi ile dalışını yapıyor.. plajda bi alkış bi tufan.. denizde bi dalgalanma, kıyıya vuran dalgalar.. dalgalarla beraber gelen çöpler- yok lan çöpün ç'si yok kaşta- sonra bi baktık güneşlenen hatun yok hepsi dalmış denize.. 3 gün gittik küçükçakıla her gün aynı olayı gördük.Ama sıkılmıyor insan .. valla.. tek üzüntümüz Ejder abinin fotoğrafını çekmemekti.

Duvar

Gece hayatını anlatmak için tek bir sözcük yetiyor. O da "duvar". tam merkezde bulunan uzunluğu 141 metre eni 28 cm olan üç tarafı denizlerle çevrili olmasa da insanlarla çevrili, bundan dolayı da duvardan gol atmaya hiç geçit vermeyen şahane bir yapıt, hatta Helenistik diyip abartıyım. İşte burda vukuu buluyor tüm gece hayatı . tam karşısında bar cafeler dizili. "Mavi" de bunların arasında en meşhuru en kıdemlisi, zaten mavi önündeki kalabalık hep daha fazla oluyor. İlk gün dolaşıyoruz "mavi"nin önünden geçerken "Come on, now. I hear youre feeling dow...." tarzı sözler duyduk ama bir müzik eşliğinde tabi. "I have become comfortably numb.." mısrasına geldiğinde ise içerde biradan ilk yudumumuzu çoktan almıştık. Bizim bunu yapmamıza sebep olan Onur'un Pink Floyd zaafıydı. Adam nerde duysa dalıyor ya, hayır bi gün yolda yürüyen biri şarkıyı söylerken duycak ona dalcak. sonra al başına bela.." çıkışa gel çıkışa , koruya gel koruya, teke tek kapışalım" olayları.. Diğer geceler maviye girmedik. Pink Floyd çalmadılar darıldık.. Duvarda oturduk ilk günler zaten ortam orda.. neyse birinci gün ikinci gün... Utku hedefe kilitlendi ve "mission is accomplished" yazısını çıkardı.. Ama güzel kız çirkin kuzen geleneği yine bozulmadı. Bize kuzenle muhabbet etmek düştü, muhabbeti fena değildi neyse de şu diyalog beni derinden etkiledi.Hayatı sorgulamaya başlıyacaktım nerdeyse..

kız:Bu duvarda da hep piyasa oluyor. hep kırolar oturuyor. kesişiyolar falan. çok kötü burası cafede oturmak lazım.. bu duvar çok bozdu..

ben: ( ulan sen ne bok yiyosun burda !!! :S)

Bu geceden sonrada, değişik cafelere takıldık, baktık paramız yetmiyecek, kayalıklara atmaya karar verdik kendimizi.

Siz bunları bilin şimdilik yeter. Zaten yazı çok uzadı, uykum da geldi. Bu satırı da okumazsınız zaten.Yok lan son satır diye okursunuz aslında.Ciddi bişiler de yazsam mı? Aman neyse, Utku, Boğaç ; seneye Barcelona ha, paraları biriktirin !!!

2 yorum:

Onur dedi ki...

colin mcrea'nin öldüğü bu günde beni bir nebze de olsa neşelendirdin. Cidden kaşı ve olympos gerçeğini tüm gerçekliğiyle ortaya koymuşsun. yüreğine sağlık diyorum. bu arada dikkatimi çekti yazılarının 3te2sini sabaha doğru yazmışsın. Uykundan fedakarlık edip bizi yazılarından mahrup etmiyosun. eline sağlık +rep

Adsız dedi ki...

dostum izmirli yazmışsın ama bu kız zenci.. !!