24 Ocak 2010 Pazar

Ta Kendisi

Değişmeyen tek şey, ulaşamayıp da değiştiremeyeceğimiz bir yerlerde. Nerede olduğunu bilmediğimden değiştiremiyorum bazı şeyleri ben de. Belirlesem koordinatlarını, bir şekilde ulaşır mıyım, onu da bilmiyorum. Neyi değiştiremediğimi düşünüyorum, niye değiştiremediğimi.
Hepimiz birer taklitçiyiz ya, hani Orhan Pamuk öyle söylüyor. Veya o da birini taklit ederken kaleminden dökülüyor bu sözler. İlk annemizi babamızı taklit ederek başlıyoruz. Belli bir yaşa kadar böyle devam ediyor. Sonra birçoğumuz beğenmiyoruz onları ergenlik çağında, neredeyse tüm sözlerine tepki veriyoruz. Arkadaşlarımızı taklit ediyoruz, çevredeki büyüklerimizi… Veya daha olgun birer kişilikmiş gibi diyoruz ki “Ben kendimim, kimseye benzemem”. Ama farkında olmadan o kimseye benzemeyenleri taklit etmiş oluyoruz. Uzun yıllar sürüyor bu dönem. En azından şu yaşıma kadar devam ettiğini biliyorum.
Taklit ettiğimiz kişilikler bir yağlıboya tablosuna sırayla vurulan fırça darbeleri gibi üst üste geliyor. Yeni renkler oluşturuyor. Daha da önemlisi kalınlaştırıyor tabloyu. Beğenmediğimiz bir kısım olduğunda kazıyıp, çıkartabiliyoruz o istemediğimiz rengi. Ama kazıyamadığımız bir renk var, o da en dipte duran ilk fırça darbesiyle gelen.
Artık yeri yurdu belli, kim olduğu belli; değiştirebilir miyim kendimi?

3 yorum:

şegül dedi ki...

Düşünce akışını çok sevdim. Lütfen değiştirme daha fazla kendini, otursun yerleşsin. Nasıl iyi hissediyorsan öyle olsun.

onur dedi ki...

ben hep ibrahim tatlısesi taklitedegelmişimdir

Veysel dedi ki...

kıyamam